BATI KARADENİZ BÖLGESİ İLLER BAZINDA ÇEVRESEL SORUNLAR KOCAELİ ÇEVRE SORUNLARI
Kocaeli, Karadeniz, Altınboynuz tanımlı İzmit Körfezi ile Marmara Denizi, Doğa harikası Sapanca Gölü,Kuzey ve güney Ormanları, Son derece verimli tarım alanları ve zengin su kaynakları ile 60 yıl öncesi ülkenin bir cennet köşesi iken, Üretim toplumundan hızla uzaklaşılarak tüketim toplumuna dönüş ve kısa vadeli ekonomik çıkarlar adına, tarım alanlarının neredeyse tüketildiği, doğal değerlerin geri dönülmez biçimde tüketilmesi ile Kentin tamamı sanayi ve yerleşim alanlarının iç içe girdiği, tarım alanlarının, ormanlarının ve su kaynaklarının hızla kirletilerek tüketildiği ve kentsel yaşamın bir bütün olarak tehdit altında olduğu bir sanayi gettosuna dönüşmektedir.
50-60 yıl gibi çok kısa bir sürede kenti bu hale dönüştüren sorun kaynakları ve yaşanmakta olan sorunlar aşağıdaki gibi özetlenmiştir.
Kocaelini yaşamın sürdürülemediği bir alan olmaktan kurtaracak adımlar, son derece hızlı ve radikal biçimde ve kentin hemen tamamında ve yaşamın bütünselliği temelinde planlanarak uygulanmalıdır.
Çözüm, aşağıda özetle tanımlanan sorun kaynaklarının ortadan kaldırılması ve Doğa ile Barışık, Üretim Odaklı Yaşam Biçimi’nin tercih edilerek böylesi bir yaşamı olanaklı ve sürdürülebilir kılacak toplumsal yapılanma modelinin geliştirilmesi ve uygulanmasıdır.
Bu konudaki adımların çok hızla atılması adeta bir zorunluluktur. Çünkü tüketilen doğal değerler ve yaşam ortamının revize edilip geri kazanımı çok uzun yılları gerektirmektedir.
ÇEVRESEL SORUNLARIN KAYNAKLARI/NEDENLERİ;
A-GÖÇ KAYNAKLI HIZLI NÜFUS YOĞUNLAŞMASI ; Kentin nüfusu 60 yıl da yaklaşık 20 kat, sanayileşme yoğunluğu ise adeta izlenemez önlenemez bir hızla, işgal niteliğinde artmış ve maalesef bu süreç hız kesmeden devam etmektedir.
B-PLANSIZ KENTLEŞME VE SANAYİLEŞME ;
C-EKONOMİK ÇIKAR(Rant) AMAÇLI, DOĞAL DEĞERLERİN YAĞMA VE TALAN YOLU İLE YOK EDİLMESİ ;
D-YAŞAM BİÇİMİNE İLİŞKİN TERCİHLER ;
E-EĞİTİM VE KÜLTÜREL NEDENLER(KENT KÜLTÜRÜ’NÜN GELİŞTİRİLEMEMESİ);
ÇEVRESEL SORUNLAR;
1-İzmit Körfezi:
a) Kirlilik: İzmit Körfezi artık otrafike olmuş durumdadır(suda oksijen kalmamıştır).Bu durumda körfez ölmüştür diyebiliriz. Körfez çökelinde hidrokarbonlar, ağır metaller ve sezyuma dahi rastladık.
Musilaj tüm Marmara da olduğu gibi Körfez de de devam etmektedir. Dibe çökmüş ve dibi kaplamış durumdadır.
b) AAT (atık su arıtma tesisi) sayısı yetersiz olduğu gibi mevcut olanlar da kifayetsizdir. İzsu’ nun 6 adet olduğunu ifade ettiği biyolojik arıtma tesisi sayısı sadece 2 dir. Körfeze özellikle Dilovası bölgesinde direkt deşarj devam etmektedir.
c) İzmit Körfezi çevresinde, hemen tüm kıyı bandını kapsayacak biçimde 43 adet Liman teşkili ve 39 adet tersane mevcuttur. Bu işletmeler kanunda belirtilen kurallara uymamakta ve kirletmeye devam etmektedirler.
Kıyıların doldurulması nedeniyle kıyılar ve deniz dibi biyolojik yapısı bozularak deniz canlılığı hızla tükenmektedir.
Liman yoğunluğu, bir yandan körfezdeki doğal su hareketi olanaksız hale gelirken, limanlara yanaşan ve belirli sürelerle Körfezde demir atan deniz taşıtlarının neden olduğu kirlilik.
2-Sapanca Gölü; Evrende bir benzeri olmayan, su kaynağını kendi üreten, göl olmasına karşın içme ve kullanma suyu olarak kullanılabilir olmasına karşın, doğanın tahribatı ile doğal değerlerin, varlıkların adeta yok edilmesi.
3-Plansız,çarpık kentleşme ve Çarpık sanayileşme; İlin neredeyse tamamını saran ve orman ve tarım alanlarının yoğun biçimde sanayileşme ve kuzeyde ulaşım hatları nedeni ile adeta yok edilmesi, sanayi alanlarının yerleşim alanları ile iç içe yaygınlaşması kentteki yaşamı zorlaştıran, yaşam konforunu, standartlarını düşüren ve giderek sürdürülemez hale dönüşmesi boyutunda tehdit eden bir temel sorun düzeyine ulaşmıştır.
4-Taş Ocakları Sorunu:
Kocaeli sınırları içerisinde 72 adet taş ocağı mevcuttur.(her geçen gün bir yenisi açılmaya devam etmektedir). Gebze'de 29, Kandıra da 23 vs gibi.
Taş ocakları ülkemizde malûm olduğu üzere patlatma usulüyle işletilmektedir. Bu durum 5 km. çapındaki alanda 3,3 şiddetinde deprem etkisi yaratmakta, çıkan toz ve diğer kirleticiler yeraltı ve yer üstü sularının kirlenmesine, tarım ve meyve bahçelerinin kurumasına neden olarak bu işle uğraşan köylünün toprağını terk etmesine neden olmaktadır. Ocak sahipleri de böylece bu terk edilen alanlara kolayca yerleşmektedir.
25 hektar altında ruhsat istenmediği için önce ufak alanda başlayan istila giderek genişlemektedir.
Son çıkan maden yasası orman alanlarının talan edilmesine maalesef her türlü desteği vermektedir.
5-Dilovasi: Her boyutuyla Kocaeli'nin kanayan yarası.
Kanser ve üst solunum yolu hastalıkları had safhada,
Su,toprak,hava kirliliği,
Asbest tepeleri, uygunsuz ve kanunsuz OSB ler, çarpık yerleşim.
Rant uğruna dağıtılan parseller vs.vs.
6-Kandira : Kandıra çok uzun yıllar, kentteki çarpık sanayileşme ve dolayısıyla doğal varlıkların yağma ve talanından en az, asgari düzeyde etkilenmiştir. Ancak AKP iktidarı ile birlikte ve ilin bütünşehir belediyesi olması ile tam tersi bir seyir izleyerek, İstanbul’un yaşam gereksinimlerinin karşılanması kapsamında değerlendirilmesinin de çarpan etkisiyle rant odaklı çevrelerin yağma ve talanına uğrayarak baş döndürücü bir hızla sahip olduğu doğal alanlarını yitirme sürecine girmiş ve bu süreç hız kesmeden devam etmektedir.
a) Sungurlu barajı :Defaten davanın kazanılmasına karşın açılan karşı davaları maalesef kaybedildi ve 13 Ekim de karar duruşması var.
Bu baraj yapıldığı takdirde binlerce dönüm tarım arazisi, başta Akçaova ve Teksen olmak üzere 58 mahalle su altında kalacak/etkilenecektir.
Köylü evini, tarlasını kısaca geçim kaynaklarını yitirecektir. Size yeni evler yapacağız diyerek kandırılan köylüye TOKİ konutları yapılıp kredi ile satılacaktır. Tüm geçim kaynaklarını yitiren köylü bu krediyi nasıl ödeyecek? Osmanlı'nın tahıl ambarı Kandıra şu anda birilerinin rant ambarı olmuş durumdadır.
Bu baraj ve yanına yapılması planlanan HES tamamen gereksizdir. İstanbul zaten buradan yılda en az 85 hektometrokup su almaktadır (regülatör vasıtasıyla veriyoruz) istenen 115 hm3 suyu da ikinci bir regülatör koyarak veririz.İSKİ bizden su istiyor baraj değil.Proje DSİ nin .
ÇED raporu Erzincan Kemaliye ye ait bir Rapor, neredeyse kopyala yapıştır modeliyle Sungurlu Çed Raporu olarak sunuldu. Tamamen komedi.
b)Taş ocakları: Kandıra nin her santiminden tarih fışkırıyor, buna karşılık sit alanları bile taş ocakları ile dolmuş durumda.(bir kaç fotoğraf attım)
Kocaeli de üç yıldır bir türlü ihdas edilemeyen düzenli depolama sahası için tüm mevzuata aykırı olarak kaynak suyunun bulunduğu, cezaevi ve köy yakınında bulunan alan seçilmiş görünüyor.
c)Organize Sanayi Bölgesi ; Yetmedi yine arkası ormanlık alan olan bölgeye gıda OSB yapılmak isteniyor.
d)Karadeniz sahil şeridinin Turizme açılması;
7-Evsel-sınai ve inşaat atıkları sorunu; Kocaeli'de şu anda düzenli depolama sahası yok. İZEYDAŞ’ın depolama kapasitesi tükenmiştir. Bu da bizzat belediyeler eliyle vahşi depolama yapılmasına sebep oluyor. Cop sızıntı suları da yeraltı suları, Sapanca gölü ve İzmit körfezine karışıyor.
8-Hava Kirliliği: Hava Kirliliği için yeterli önlemler maalesef alınmıyor. Tüm Türkiye de olduğu gibi fosil yakıt kullanımı devam ediyor.
Sanayi kuruluşları filtre kullanmıyor/periyodik olarak bakımlarını yaptırıyorlar.
Otomobil emisyon ölçümleri layıkıyla yapılmıyor.
Mevcut Hava Kirliliği izleme istasyonları zaman zaman kapatılıyor (özellikle belirli yerlerde deki ve belirli zamanlarda) bu da doğru bilgiye erişmemizi engelliyor.
9-Su Sorunu: Kocaeli'nin tali olarak su ihtiyacını karşılayan Sapanca gölü mezootrafik durumdadır.
Tarımsal sulama, endüstriyel olarak kullanım, göle gelen su kaynaklarının kesilmesi (Su şişeleme şirketlerinin istilası ile), yeni yapılan konutların kanalizasyonlarının direkt göle deşarjı, Eşme de vahşi depolama sonucu çöp sızıntı sularının Eşme ve maden dereleri vasıtasıyla göle karışması, karayollarının katı ve sıvı atıkları sonucu göl doğal göl olma özelliğini kaybetmiş ve Yok olmak üzeredir.
Namazgah barajı suyu içilebilir niteliğini kaybetmiştir.
Bugün itibariyle kent içme suyu gereksinimin çok büyük oranda Yuvacık barajından temin etmektedir. Ancak İklim değişikliği ve su kaynaklarının özelleştirilmesi vb. nedenlerle bu konuda ciddi bir risk mevcuttur.
-Diğer yandan, Kocaeli içme suyu şebekelerinin %3,3 de AÇB (asbestli çimento boru) kullanıldığını tespit ettik. İzsu bir termin plan dahilinde değiştirileceğini belirtmesine karşın ne durumda olduğuna dair sorularımıza bir cevap alamadık.
10-Tarım alanlarının sanayi ve yerleşim amaçlı kullanılarak tüketilmesi; Yarım yüzyıl öncesi tahıl ambarı konumunda olan ve kentin sebze ve meyve gereksinimini karşılayan verimli tarım alanlarının sanayileşme konut amaçlı adeta yok edilmesi.
11-Orman alanlarının, Kuzey ormanlarının ulaşım amaçlı karayolları yapımı ve taş ocakları için büyük oranda tüketilmesi. Son yıllarda RES’ lerin orman alanlarına(Güney de Samanlı dağları) yapılması ve bu amaçlı ihalelerin tüm itirazlara karşın ısrarla sürdürülmesi ve yine taş ocakları nedeniyle tüketilmesi.
12-Yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılmamaktadir. Özellikle güneş enerjisinden aydınlatma, ısıtma soğutma, tarımda kullanım konusunda faydalanılmasının bir an önce düşünülmesi gerekir.
Yenilenebilir Enerji kaynakları kapsamında yer alan Rüzgar enerjisinden yararlanma kapsamında Günay ormanlarında 100 ü aşkın Santral ihaleleri yapılması öngörülmüş ve ihaleye çıkılmıştır. Bu santrallerin gerçekleşmesi durumunda kentin akciğerleri konumundaki ormanlık alanların önemli bir bölümü yok olma tehdidi ile karşı karşıyadır. Rüzgar enerjisine karşı çıkılmamasına karşın yanlış yerlerde yapılması planlanan bu RES ihalelerine karşı Bölgedeki yerel halk ve STK ların karşı duruşları ve açılan davaların kazanılması nedeni ile bu süreç şimdilik engellenmiş olmasına karşın bu ihalelerin bir biçimde yenilenmesi söz konusudur.
13-Katı atık(çöp) sorunu; Köktenci bir çözüm geliştirilmesi artık ertelenemez düzeydedir. Atık depolama alanı açısından neredeyse sorunsuz alternatif alan belirlemekte zorlanılmaktadır. Bu sorunun köktenci çözümü, kentsel yaşamın tüm boyutlarıyla ele alınıp yeniden planlanması ile olanaklı olacaktır.
BARTIN ÇEVRE SORUNLARI;
1. Bartın’ın bir numaralı çevre sorunu; Hattat Holding tarafından Amasra’da yapılmak istenen termik santrallerdir. 2010 yılında ildeki bütün demokratik örgütlerin bir araya gelmesiyle kurulan Bartın Platformu yürüttüğü başarılı mücadeleyle termik santrale karşı geniş bir kamuoyu oluşturmuş, yaratılan toplumsal tepki sayesinde, termik santrale ait ÇED süreçleri birkaç kez idari olarak, birkaç kez de yargısal olarak iptal edilmiştir. Ayrıca termik santrali Çevre Düzeni planlarına işleyen değişikliklerden 1/25 bin, 1/5 bin ve 1/binlik plan değişiklikleri mahkemeler tarafından iptal edilmiş, 1/100 binlik plan değişikliğinin ise Danıştay 6. Dairesi tarafından yürütmesi durdurulmuştur. Bu plan değişikliğinin de iptal edilmesi halinde termik santral projesinin tamamen ortadan kalkması beklenmektedir. Sonunda plan değişikliği iptal edilerek termik santral projesi tehdidi şimdilik ortadan kalkmıştır.
2. Bartın’da özellikle Bartın il merkezi ile deniz arasında kalan kısımda Bartın Irmağı etrafında yediye yakın taş ocağı bulunmaktadır. Bunlara yenilerinin eklenmesi için Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne başvurular yapılmıştır. Bu taş ocakları Bartın’ın doğasını bozmaktadır..
3. Bartın ırmağı ve kolları üzerinde yapılmak istenen 5 farklı nehir tipi HES projesi halkın örgütlü tepkisi sayesinde ya ÇED sürecinde, ya da ÇED olumlu çıktıktan sonra yargı kararlarıyla iptal edilmiştir.
4. Bartın Irmağı hem sanayi, hem de evsel atıklar nedeniyle daha çok kirlenmekte, bu kirlilik denize ulaşarak Karadeniz kıyılarını da kirletmektedir.
5. Zonguldak’ta yapılmakta olan Filyos Projesi’nin, Bartın için de olumsuz etkileri olacağı öngörülmektedir. Bu projeyle ilgili olarak bazı termik santral ve ağır sanayi yatırımlarının Bartın ilinin Kızılkum ve Mugada sahillerini yer olarak belirlediği bilinmektedir.
6. Bartın merkezde trafik yoğunluğu gün geçtikçe artmakta ve buna bağlı olarak trafik kazaları da artmaktadır.
7. Bartın ve Amasra’da ranta dayalı çarpık yapılaşma nedeniyle, bu yerleşimler gün geçtikçe betonlaşmakta tarihi kent kimliği bozulmaktadır.
SAKARYA ÇEVRE SORUNLARI ;
1- Taş ocaklar özellikle pamukova ve geyve boğazındaki taş ocağı bu ocakla ilgili olarak verilen çed raporu danıştay ca iptal edilmiş olmasına rağmen çevre ve şehircilik il müd.ce geriye dönük 2014 yılındaki verilen izne dayanarak olumlu çed verilmiştir. bu hukuksuz karara yaptığımız tüm itrazlarımız red edilmiştir. Şaban Dişli'nin oğluna ait bu taş ocağı yakından takibimiz altındadır.
2- Geyve ilçemizin doğusunda taraklı ilçemize sınır bölgesinde res çalışması yüzünden 1650 metre rakımlı kılıçkaya tepesinin zirvesi traşlanarak buradaki yüze yakın aluç ağaçları (200 ile 500 yaş arasındaki) ile başeren türbe mezarları yok edilmiştir. bu konuyla ilgili olarak vahşeti durdurma ve iptal davalarımız red edilmiştir.
Aynı bu bölgede zirvenin alt kısmında sütalan köyü bölgesindeki kızıl çamlarla kaplı orman alanı traşlama yapılarak onlarca dönümü yok edilmektedir. bu katliamı durdurmak için bölgede fotograf, konum ve video çalışması yaparak sakarya basınına verip katliamı durdurma çabalarımız neticesinde katliam şu an için frenlendi ama tehlike devam ediyor. bu bölgedeki asıl tehlike iktidar kılıçkaya tepesini çimentoya peşkeş çekmişti, biz 5 sene önceki bu girişimi def etmiştik, fakat bu bölgedeki gelişmeler tehlikenin devam ettiğini de bize göstermektedir. bu tepe kartepe ile birlikte marmara bölgesinin 2. tepesidir, tepesinden bakıldığında uludağ bile görünmektedir. mutlaka koruma altına alınması gerekmektedir.
3- Sakarya nehri üzerine özellikle geyve boğazına ve pamukova'ya yapılan hes ler nehrin her iki yakasındaki tarım arazilerinde su seviyesinin rakımının yükseltilip alçaltılmasından kaynaklanan etkilerle neredeyse tarım faaliyetleri yapılamaz hale gelmiştir. konuyla ilgili olarak tüm çabalarımız sonuçsuz kalmıştır.
ZONGULDAK ÇEVRE SORUNLARI ;
1. ALAPLI ORMANLARI
Alaplı’da 4120 yaşında dünyanın en yaşlı porsuk ağacı bulunuyor. Çevresinde bin yaş üstü birçok ağacın da olması o ormanların nasıl bir zengin ekosisteme sahip olduğunu gösteriyor. Bir yabancı şirket Alaplı ormanlarında altın ve bakır aramaya devam ediyor. Aynı şekilde hemen ormanın dibindeki düzlüklerde Alaplı-Ereğli sınırı içinde, cüruf eleme tesisi kurulmak isteniyor. Ekolojistlerle köylülerin mücadelesi sonucu belli ölçüde engellene tesis, zaman zaman gizli olarak çalıştırılıyor. Erdemir’in atıklarını işleyen tesis, içinde insan sağlığına son derece zararlı olan krom, vanadyum, arsenik, kobalt gibi ağır metallerin de olduğu çok sayıda kirleticiyi işliyor.
2. ERDEMİR TESİSLERİ (EREĞLİ)
Yarattığı istihdam ve katma değer nedeniyle kentin dokunulmazı olan Erdemir, yılda tükettiği 3 milyon tonun üzerindeki ithal kömürle bölgeye adeta zehir solutuyor. Erdemir’in yaydığı emisyon nedeniyle 120 bin nüfuslu Eeğli’de yılın yarısında, hava kalitesi, limit değerlerin üstünde seyrediyor. Atıkları başlı başına sorun olan Erdemir, uzun yıllardır cürufunu denize dökerek su kirliliğine de yol açıyor. Karadeniz’in florasını tahrip ederek su canlılarının yaşam hakkına son veriyor.
3. BORCAM (EREĞLİ)
Ereğli ilçesinin Kandilli bölgesi sınırları içinde kalan onlarca hektar alanda Borcam adlı şirket kuvars madenciliği yapıyor. Ağaç sıklığı ve orman altı bitki örtüsü açısından son derece zengin olan bölgede on binlerce ağacın kesilip doğal alanın tahrip olmasına neden olan şirket, atıklarını denize deşarj ederek su kirliliğine de yol açıyor. Şirketin faaliyetleri sonucunda son derece bakir bir koy olan Kireçlik sahili kullanılamıyor.
4. KÖMÜR MADENCİLİĞİ (ZONGULDAK)
Zongulldak Merkez İlçe ile Kozlu ve Kilimli ilçelerinde ağırlıklı olarak yapılan kömür madenciliği çalışanların sağlığına verdiği zarar kadar milyonlarca metre kare doğal alanın tahribine de neden oluyor. Kent ekonomisinin belirleyici unsuru olması nedeniyle tartışılması tabu sayılan kömür madenciliği ekolojik açıdan sürdürülemez olmasının yanı sıra, özellikle kamu işletmeciliğinde büyük kaynak savurganlığına da neden oluyor. Özel işletmelerde ise çağdışı koşullarda yapılan üretim ciddi iş güvenliği sorunları yaratıyor.
5. TERMİK SANTRALLER (ÇATALAĞZI-MUSLU BÖLGESİ)
Kilimli ilçesinin Çatalağzı- Muslu bölgelerinde bulunan termik santraller, bölgeyi tam bir termik cehenneme çeviriyor. “Kömür memleketinde kömür yanar” denerek kurulan santrallerde, 10 milyon ton civarında kömür yanıyor. 2X150 MW gücündeki ÇATES 1,5 milyon ton civarında yerli kömür tüketirken Eren Holding’in 160 MW’lık ZETES 1, 2X615 MW’lık ZETES 2 ve 2X700 MW’lık ZETES 3’te 8 milyon tonun üzerinde ithal kömür yakılıyor. Toplam 3000 MW’ın üzerindeki santraller havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletiyor. Denizi ve karayı ısıtıyor. Bu santrallerin yaydığı emisyon nedeniyle Zonguldak il merkezi ve çevresinde yılın çok büyük bölümünde hava kirliliği limit değerlerin üstünde seyrediyor.
6. ÇAĞ ÇELİK (ÇAYCUMA)
Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi (ÇAYORSAN) 125 hektar alanda faaliyet yürütüyor. Burada 61 adet sanayi parseli bulunuyor. ÇAYORSAN yönetimi genişleme yönünde aldığı karar doğrultusunda çalışmalar yürütüyor. Bu amaçla hemen yanındaki 250 dönüm alanın OSB’ye dahil edilmesi kararlaştırılırken, bahse konu alanla ilgili kamulaştırma çalışmaları yapılıyor. Kamuoyundan gizli şekilde yürütülen çalışma sonucunda, OSB’ye ilave edilecek 25 hektarlık alanın kamulaştırma bedelinin ödenmesine karşılık 20 hektarlık alanın kendilerine tahsisi konusunda Çağ Çelik adlı firma ile mutabakata varıldığı kamuoyuna yansımış bulunuyor.
Mevcut OSB’nin 1/5 oranındaki bir yere yerleşecek olan Çağ Çelik burada elektrik ya da doğal gazla çalışan ark ocağı ile hurda demirden çelik üretimi yapacağını söylüyor. Bilindiği gibi hurda ergitme tesisleri çevresel etkileri son derece yüksek tesislerdir. Yüksek fırına atılan hurda demirin içinde lastik, plastik, boya, asbest, metalik yağ, farklı kimyasal maddeler gibi pek çok kirletici bulunmakta, malzemenin düzensiz içeriği nedeniyle emisyon içindeki zararlıların tümüyle tutulması mümkün olmamaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarda, ark ocaklı tesislerden kaynaklanan belli başlı emisyonlar toz, ağır metaller, karbonmonoksit, azot oksitler, organik gaz ve buharlar, dioksin ve furanlar olarak tespit edilmiştir. Ergime sırasında çok sayıda ağır metal havaya karışmaktadır. Bu metaller arasında arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, cıva gibi toksisite derecesi yüksek olan metaller de bulunmaktadır.
Gaz fazına dönüşen cıva, filtrasyon ile asla bertaraf edilememektedir. Cıva emisyonları hurdanın bileşimine bağlı olarak ciddi oranda değişebilmektedir. Öte yandan Türkiye’de ve AB’de elektrik ark ocaklı çelik tesisleri için belirlenen emisyon aralıkları ne yazık ki çok farklıdır. Toplumun hiçbir kesimi ile istişarede bulunulmadan yapılan planlama, Belediyemizin büyük çabalarla ortaya çıkardığı çağdaş kent görünümüne de zarar verecektir.
7. GİRİŞİM SANAYİ SİTESİ (BAKACAKKADI - GÖKÇEBEY)
Gökçebey’e bağlı Bakacakkadı beldesinde, Zonguldak Ankara karayolunun Bakacakkadı Köprüsü mevkiinde, Filyos Irmağı’nın sedde içine alınmasıyla elde edilen 185 bin metrekare alanda, Girişim Sanayi Sitesi adı altında, bir küçük sanayi sitesi yapılmaktadır. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odasınca 2017’de bu amaçla bir kooperatif kurulmuş, 2018’de de bu kooperatif adına alanın tapusu çıkarılmıştır. 2021 yılı haziran ayı içerisinde başlanılan sanayi sitesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının kredi desteği ile yapılmaktadır. Sanayi Sitesinde 74 adet iş yeri olacaktır.
Sanayi sitesinin hemen doğusunda kentin ilk entegre turizm tesisi olan Filyos Ekopark (100. Yıl Vakfı) bulunmaktadır. Sanayi sitesi tamamlandığında ekoturizmin kentteki en önemli yatırımı olan tesislerin ırmakla olan ilişkisi tümüyle koparılmış olacaktır. Sanayi Sitesinin güney sınırını ise Bakacakkadı beldesinin tek toplu yaşam alanı olan 255 konutluk TOKİ Sitesi oluşturmaktadır. İlimizde geliştirilmeye çalışılan turim faaliyetine son derece olumsuz etkisi olacak olan Sanayi Sitesi, Filyos Çayı’nın kirlenmesine yol açacağı gibi, toplu yaşam alanının içinde yer almaktadır.
8. GÖKÇEBEY OSB
Gökçebey OSB Filyos Irmağı’nın 2 yakasında yaklaşık 412 hektarlık alanda kurulmaktadır. OSB’nin içinde dünyada eşi az rastlanacak şekilde yaklaşık 76 hektarlık ırmak alanı bulunmaktadır. Filyos Irmağı Zonguldak’ın tek akarsuyu ve tatlı su kaynağı olarak biricik olma özelliğine sahiptir. Bin yıllardır etrafında oluşturduğu alüvyonlu araziler bölgenin en önemli tarımsal topraklarını oluşturmaktadır. Irmağın çevresini bu tip yatırımlarla donatmak suyun kirlenmesine, tarım alanlarının kaybına neden olmaktadır. Gökçebey OSB zaten su fakiri olan bölgemizin gıda güvenliğini de tehdit eden büyük tehdit halini almaktadır.
9. SERBEST BÖLGE VE ENDÜSTRİ BÖLGESİ (ÇAYCUMA)
Filyos Vadisi Projesi adı altında geliştirilen proje ile, ırmağın denizde döküldüğü alandan itibaren güneye doğru, 597 hektar alan Endüstri Bölgesi, 1166 hektar alan Serbest Bölge, 620 hektar alan da Serbest Bölge Genişleme Alanı olarak ilan edilmiştir. Filyos Irmağı yatağının çevresinde, denizden karaya doğru 22 kilometre uzunluğundaki alanın seçilme gerekçeleri arasında, “Batı Karadeniz Bölgesi’nde büyük düz alanların fazla bulunmaması ve proje yerinin bu özelliklere sahip olması”, “Taşkın alanlarında bulunan ve halen kullanılmayan arazilerin arsa vasfını kazanarak değer kazanacak olması” gibi hususlar sayılmaktadır.
Irmağın yukarı çığırdan taşıdığı alüvyonlarla oluşturduğu ve önemli bölümü hazineye ait tarımsal niteliği yüksek topraklar, başka kullanımlarla ekolojik kaygılar göz önüne alınmadan sanayiye açılmaktadır. Kamulaştırmaları tamamlanmış, henüz herhangi bir çalışma başlatılmamış alanlarda ciddi bir tarımsal faaliyet yürütülmektedir. Boş bir parsel bulmanın mümkün olmadığı alanda slajlık mısırdan çileğe, sebze türlerinden meyveye pek çok ürün yetiştirilmektedir. Alan manda yetiştiriciliği açısından da önem taşımaktadır. Serbest bölge ve serbest bölge gelişim alanı ilan edilen ve çok büyük bölümü Saltukova Köprüsü ile Çaycuma arasında kalan alanda, bu şekildeki kullanım kararları kaldırılmalı, buralar tarım ve turizm bölgesi olarak yeniden yapılandırılmalıdır.
10. FİLYOS VADİSİ’NİN EKOLOJİK DEĞERİ
Filyos Deltası Batı Karadeniz Bölgesi’nde Kızılırmak Deltası ile Sakarya Nehri arasında bulunan en önemli ekosistemdir. Nehirlerin denizlere karıştığı alanlarda oluşan deltalar biyolojik çeşitliliğin ve buna bağlı olarak kuş çeşitliliğinin en fazla olduğu yerlerdir. Filyos Irmağı’nın denize döküldüğü bölge bir delta yapısında olduğu için, tıpkı diğer deltalar gibi, biyolojik çeşitliliği oldukça zengin bir bölge olarak öne çıkmaktadır. Kumulları, sazlık alanları, çalılıkları, gölleri, akarsuyu ve sahilleri ile büyük bir ekosistem zenginliği bulunan ırmağın delta ve yakın çevresi göç kuşlarına ev sahipliği yapmaktadır.
Zengin bir kum zambağı popülasyonuna sahip olması, Kilyos Peygamber Dikeni gibi endemik türlerin bulunması, su samuru tosbağa, benekli su kaplumbağası gibi Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından nesli tehlikede olan veya tehlikeye yakın olarak listelenen nadir türleri barındırması, önemli bir tür zenginliği bulunduğunu göstermektedir. Bu zenginlik aynı zamanda büyük bir ekoturizm potansiyeli de taşımaktadır. Zonguldak tür çeşitliliği açısından Türkiye’deki 10 il içindedir. Ülkede nadir görülen 30 kuş türünden 20’si Filyos Deltası’nda görülmektedir. Filyos Deltası yalnızca kuşlar için değil pek çok canlı grubu için de zengin bir ortamdır.
Doğal yapı (morfoloji) ve kaynakları, biyoçeşitlilik açısından oldukça zengindir. Sulak alan çok sayıdaki kuş türünün dinlenme ve beslenme alanını oluşturmaktadır ve sazlık alanlarda kıyı kuşu, balıkçıl, kamışçıl ve ötücü kuşlar gibi birçok tür bulunmaktadır. Yukarıda da izah edildiği Sakarya Irmağı'ndan Kızılırmak Deltası'na kadar olan bölgenin en değerli ekosistemi olan Filyos Vadisinin bir ekolojik koridor olarak mutlaka korunması gerekir. Çalışmalar bu şekilde sürdürüldüğü takdirde Filyos ikinci bir Dilovası olma potansiyeli taşımaktadır.